Yarım yamalak hüzmelere doğru...
- Ayrıntılar
- Kategori: sahra
- Yayınlanma: Salı, 24 Ocak 2012 07:37
- SAHRA tarafından yazıldı.
- Gösterim: 121

Yarım yamalak hüzmelere doğru...
Dört mevsimi gurbet yıllarım Hadi gönlüm dar oldu bu dünya sarayım Firakımız bize kavuşmazsa. Biz onda vuslat olalım.
....
Boşa geçmiş zamanlarımızdan Haya perdesinin yırtılmasından Konuştuğunu bilmeyen dillerden Gönül Sarayını yıkanlardan Duadan uzak durmaktan Sana sığınırız Rabbim...
....
Gönül yaşamakta hazan baharlarını
Açılmakta zaman tünellerine perdeler
Bir ümit var mıdır kurumuş toprak gönüllere
Ab-ı hayat olsun gökkuşağı renklerle
...
Hayat binmişse rüzgarın kanatlarına Bir çiğ damlası düşmüse toprağın bağrına Bir öksüzün bakışları hançer gibi oturmuşsa Kainatın kalbine Ve sen bunlara rağmen hala görememekteysen Öyleyse yaşıyorum sayma kendini
...
Zerrelerimle yok olsam sende Bitap düşsem seni bulmak için yollarında Serap olsan çöllerime Sensiz karlar yağan gönlüme
Bahar misali yedi renk gökkuşağı doğsan Sensiz zindan rüyalarıma Ahh..! O kadar acizim, bitabım, erimekteyim.
Sen yoksun yanmaktayım "Ateşe düşmüş gül misali" Bekletme gel artık tükenmekteyim Gelde katre seninle hayat bulsun
....
Nasılda sarar ilmek ilmek sarmaşık misali Dünya hayatı bedeni Düğüm atar ruha ve akla... Kiminin vuslata açılan düğün kapısı Kiminin ebedi azaplarının ilk durağı Karbeyaz ayazların ateşinde yanmaktır ölüm
...
BEKLETME
Her günün gün batımının ardından
Bugün de yaşadık gün doğumunu
Yine sen yoksun
yine sessiz yine sensiz
Sana gelen yollar yokuş dizler de derman kesik
Özlemeye mecali kalmamış gönlün yorgun çaresiz
Gelsen görsen
Ahhh! bir bilsen ne çok özledim seni
Gönül dilekçemi sundum her dua edişimde Rabbime
Göster habibini ne olur...
Rayihalarıyla yaksın cümle alemin gönlünü
Ey! canıma can katan yarr
Ey! On sekiz bin alemin nebisi gel bekletme
Özletme yokluğunla yok etme bu aciz bi-çare gönlümü
...
Han sahibi...
Garip bir yolcuğum bu handa
Bir teselli ararım han sahibinden
Han sahibi hanının arkasında ben önünde
Boynumu uzattım hanının eşiğine...
Çiğneyip un ufak etse boynumu, ayırsa beni(mi) benden
Var olsa sen(im), sen olsam...
O zaman gönül yaralarıyla meftun olur, tiryakı sen olduktan sonra
Ahh tiryak bakışlım yaralarım kanıyor nerdesin?
...
Sensizliğe Gücüm Kalmadı
Ne uzaklardayım nede yakınlarda
Belkide dipsiz karanlık kuyularda
Uzatsan gül cemali nuru goncandan
Koklasam yok olsam sende
Geliversen bir lahzay-ı anda olsa
Görünce seni erisem erisem yok olsam
Yokluğumla varlığında hayat bulsam
Çıkarsan beni zifiri karanlık sensizlik kuyularımdan
Ahhh!
Gönlüme doğuver artık gücüm tükenmekte
Sensizliği yudumlamağa mecalim kalmadı
Dermanım,fermanım olda
Yaşamamın anlamı olsun
Bu aciz can yoluna kurban olsun.
Eyy! Nebi (a.s.v) gel...ne olur
.....
Bir dokunuş uzanır nağmelerin kulağına doğru
Ve kalem harakete geçer kelamların dizilişine
Bir fısıltı çöker dizelerinize sus ve sadece yüreğindeki nağmelere kulak ver
Bak onlar yıldız misali birer birer düşer gönül sayfana sadece dinle.
.....
Bugün garip bir ses işitiyorum.
Aşktan yana ruhumu teslim ediyorum
Bir kadeh sunuyor içinde sadece aşkı nar var
İçmeye doyamıyorum
İçtikçe susuyorum
Avazım çıktığı kadar susmalıyım ve içmeliğim sarhoşluğun demine vurmalıyım.
Bugün demlenmeli, sevdiğimin seslerine dalıyorum.
Ağyar olanlar kapının arkasındalar, rayiha kokusuna kurban olduğum gönül hanemde otağ kurdu..
.....
Narından nuruna demlenme zamanı
Aşk yanıp kavrulmak ise ben ona talibim
Şükür için yok olmak gerekirse yok olmalıyım
Külümü senin narına at ki korunda yanmaya devam edeyim
Rüyana dalıp ölmekse gaye beni uyartma o uykudan
Ahh çektiğim hasreti sen olan nefesime huu yu üfle
Bakışımdaki nazar senin bakışlarında giz olanım
Bir yanımı kor gibi saran narına kurban olduğum
Diri sensin bense sende mevta
İlmin sırrına vakıf eyle bu aciz bi çareyi
Ruhumun sonsuz süruru sana aşığım
....
Bugün kafasına göre takılıyor heceler sözlere hükmedercesine..
Dinlemeyen hükümsüz çarpık çizgilerden bir labirent
Ortasında sadece bir nokta kol geziyor
Bir aşağı bir yukarı yolculuk var zamana doğru
....
Bu gece hüzün çöküyor yüreğime bir tanem
Ağlıyor duvarlar hıçkırığında boğuluyorum
Boynu bükük tek kanatlı serçe misali yollarına düştüm
Ahım var kokunu benden esirgeyen rüzgara...
Aşk kevserine dalan yüreğime merhaba....
......
Ellerini gönlünle birleştir ruhuna rabt et
İnce bir dokunuş ile yalvar, derinden bir sükut et.
Yönünü ondan yana dön ve bir hamle yap düş huzuruna.
Bütün acizliğini nakıslığını dök önüne, yalvar gör halimi himmet dilen.
Ve bekle.....
...
Ilık bir meltem gibi dokun kalbime atışındaki sese kulak ver
Bak alem nasıl cezbe içinde sadece sana olan aşkını haykırıyor.
Bense içinde küçük bir zerreyim sana ulaşmaya çalışan
Sevdiğim sevginle hemhal eyle beni....
...
Bir çizik düşer yüreğinize hafif sızlatan
İnsan bu ne zaman nereden ters eser rüzgarı bilinmez
Kırmak mı kırılmak mı hangisi efdal olanı
Kapat elemin kapısını yüreğin üşümesin
Bugün nefese ayaz sözlere fırtınayla yağmur düşüyor.
.....
Uykuya mübtela olmuş gözlerini aç bak nasıl hayatın cümbüşüne bürünmüş kainat
Sen hep geçici renklere meftun olmuşsun
Gafil kafana bir balyoz inmeden döküver uyuşuk şaşkın bakışlarını
Yalpalama sendeleme hedefine doğru koşmaya başla
Hadi her yeni bir dakikan sana ömür sefası olarak geri dönsün
...
Derin bir sessizlik var
Dağların dört yanını sarmalamış bir sevda dumanı almış başını gidiyor
Kor aşka düşmüş, aşkın közü alevi aldı yakar tüketir sahra alemini......
Süzül şahin bakışlarından düşlerime, gönül evime düş nur-ı aynım
....
Senden arta kalan kuyuya düştüm
Sırılsıklamım tepeden doruğa..
Başka bir zamanı yaşıyorum eksik, öksüz, senden uzak,bir yanımda nefesin kadar sana yakın. Kısacası nur cemallim ne zaman bende ne ben zamandayım.
Gönül kadehimin dibine vurmuşum.
Aşk bezirganıyım sermayemsin sevda şarabımı elinden almaya geldim
Sevgili sen ne güzel sunarsın sevda odunu içenlere selam olsun
.......
Yorgun ve durgun bir mahzene giriyorum
Bütün çıkış kapılarına prangalı sus nağmeleri çektim
Kalpleri incitmekten korkarken kalbimi yormuş incitmeler
Dilim kalbime rabt olmuş....
Bir uykusuz uyku asılıyor yağmur misali çiseliyor gözlerimden mahzenime hapsediyorum
Mecalim yok zamanla yarışacak dedi gönlü yorgun ve boynunu huzurnda büktü.
SAHRA













Yazarlar