Zikir
Bedîüzzaman Hazretleri şöyle der: “Kelime-i Tevhid’in tekrarla zikrine devam etmek, kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir. Ve nefsin tapacak derecede putlaştırdığı sevgililerden yüzünü çevirmek içindir. Bununla beraber, zikreden şahısta bulunan manevî duyguların ayrı ayrı tevhidleri olduğuna işaret olduğu gibi, onların da onlara münâsip putlarla olan alakalarını kesmek içindir.
Tohum olacak bir çekirdeğin kalbi yani içi delindiği zaman, elbette sümbüllenip gelişemez, ölür gider. Aynen öylede, ene (ben) ile tâbir edilen enâniyetin (benlik) kalbi, "Allah Allah" zikrinin hararetiyle yanıp delinirse, büyüyüp gafletle firavunlaşamaz. Ve semâvat ve arzı yaradana isyan edemez. O zikr-i İlâhî sâyesinde enaniyet (benlik) mahvolur. (Mesnevi Nuriye)
Evet zikir sayesinde kalbin fethiyle ene ve enâniyet mikrobu ölür ve şeytanın emirberi olan nefs-i emmârenin başı kırılmaya muvaffak olunur.