
:Tevafuklu Kur'an-ı Kerim Ne Demektir?

Bu mevzuda Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin Tevafukat-ı Kur'aniye'ye dair risalelerinden alınan bazı satırları aşağıda naklediyoruz:
Birinci Mesele: Kur'an-ı Azimüşşanın enva'-ı i'cazı kırka baliğ olduğu, i'caz-ı Kur'an namındaki Yirmibeşinci Sözde bürhanlarıyla isbat edilmiş Bazı envaı tafsilen, bir kısmı icmalen muannidlere karşı dahi gösterilmiştir.
tevafukat.jpg
...onun için yalnız on tabaka beyan edilmiş, mütebakisi icmalen işaret edilmiş. Şimdi o tabakalardan iki tabak, mu'cizat-ı Ahmediye (A.S.M.) Risalesinde izaha muhtaç iken o vakit pek noksan kalmıştı.
Birinci Tabaka: Kulaklı tabaka tabir etteğimiz, ami avam, yalnız kulak ile Kur'anı dinler, kulak vasıtasiyle i'cazını anlar. Yani der: Bu işittiğim Kur'an başka kitaplara benzemiyor. Ya bütünün altında olacak veya bütünün fevkinde olacaktır. Umumun altındaki şık ise, kimse diyemez ve dememiş, şeytan dahi diyemez. Öyle ise umumun fevkindedir. İşte bu kadar icmal ile Onsekizinci işarette yazılmıştı. Sonra onu izah için Yirmialtıncı Mektubun Hüccet-ül-Kur'an Ala Hizbi şeytan namındaki Birinci Mebhası, o tabakanın i'cazdaki fehmini tasvir ve isbat ediyor
İkinci Tabaka: Gözlü tabakasıdır. Yani, ami avamdan veyahut aklı gözüne inmiş maddiyunlar tabakasına karşı, Kur'an'ın göz ile görünecek
bir işaret-i i'caziyesi bulunduğunu, Onsekizinci işarette dava edilmiş...
Üçüncü Mes'ele: Kaç sene evvel Mu'cizat-ı Ahmediye içindeki İ'caz-ı Kur'ani beyanında aklı gözüne inmiş tabakasına karşı gözle görünecek
bir nakş-ı i'zacı kalb aradı. O zaman berk-i hatif gibi bir sahife-i Kur'aniye'de mükerrer Lafzullah muntazam bir kavs suretinde göründü...
Dördüncü Mes'ele: Bu Hafız Osman hattıyla yazılan aynı Kur'an'ı tetkik ettik. Başta Lafzullah olarak gayet manidar tevafukat-ı gaybiyeyi gördük. Ben kendi Kur'anımda o tevafukata birer birer işaret koydum. Dikkat ettik ki, satırlar ve ayetlerortasındaki fasılalar, intizamsız olduğu için tevafukatı kısmen bozmuş. Onunla beraber bize kanaat geldi ki, Tevafuk matlubdur. Çünki, tekerrür eden kelimat üstünde, tekerrürden gelen kusuru izale edecek bir zinet ve bir güzelliktir. Ve anladık ki, sahife ve satırları değiştirmemekle beraber tekellüfsüz o tevafukat-ı matlube bir derece gösterilebilir. Ve onu göstermekle hatt-ı Kur'aniye bir zevk, bir şevk uyandıracak. Ve göz ile görünecek on emerat-ı İ'caziyeden bir emare izhar edilecek niyetiyle, hizmet-i Kur'aniyedeki arkadaşlarımı meşveret ve muavenete davet ederek bu mes'eleyi nazarlarına arz ediyorum.
Beşinci Mes'ele: Kur'an-ı Mu'ciz-il-Beyanda tevafukatın envaı var. (Tevafukat ise, ittifaka işarettir. İttifak ise, ittihada emaredir.
İttihat ise, vahdete alamettir. Vahdet ise, tevhidi gösterir. Tevhid ise, Kur'an'ın dört esasından en büyük esasıdır. ) Tevafukat-ı nakş-ı lafziden başka, tevafukat-ı maneviyesi var. Hem çok manidar ve çok vardır. Tevafukat-ı lafziyesi üç tarzdadır.
Biri, bir tek sahifede; ikincisi, karşılıklı sahifede; üçüncüsü, yapraklar arasında bir tevafuktur...
Yedinci Mes'ele: Kur'an-ı Hakimi yeni bir tarzda yazmaktaki niyetimin sebepleri üçtür.
Birincisi: Hutut-u Kur'aniye'nin muhafazasına hizmettir... Kur'an'dan geldiğini ve Kur'an'ın hesabına geçtiğini ve hakikının güzelliği namına bulunduğunu göstermek suretinde mevcud ve matbu' Hafız Osman hattıyla -ki: Kur'an'ın sahife ve satırlarını muhafaza etmek şartıyla- yeni bir Kur'an-ı yazdırmayı niyet ettik. Evet Hafız Osman hattıyla matbu Kur'an'da ne gibi mezaya görünse, katiblerin, müstensihlerin hüneri olamaz. Doğrudan doğruya Kur'an'ın mezayasıdır. Çünki, en büyük ayet olan Ayet-i Müdayene, o mushafın sahifelerinde vahid-i kıyasi ittihaz edilip ona göre sahifeler taayün etmiş ve onlarda çok mezaya tezahür etmiş, Ezcümle, bütün sahaifin ahirinde güzel ve muvafık hatimelerle ayet tamam oluyor. Hem o mushafın satırl için vahid-i kıyasi, en kısa süre olan Sure-i Kevser ile Sure-i İhlas esas tutulmuş. Madem hatt-ı Kur'an'ın ayet ve suresinin mikyasıyla olmuştur. O hatta ne kadar mezaya olsa doğrudan doğruya Kur'an'a aittir.