Kur’an-ı Kerim bu fethe “Feth-i Mübin” adını vermiştir.
“Benî Kâab'a (yâni Huzâalılara) yardım etmezsem, yardımsız kalayım. Kendime ve yakınlarıma yardım eder gibi hem de şu bulutun yağdırdığı gibi yardım edeceğim!...” (İbn Hâcer, Bezzâr)
ve
“Yâ Rab, beni, Kureyş'in gözünden sakla, gözlerini kör et. Bizi ancak, iş olup bittikten sonra görsünler!” (İbn Sa'd, İbn İshâk)
diyerek yola cıkmıstı Efendimiz...
Ordunun büyüklüğünü gören Ebu Süfyan, Hz. Abbas (ra)’a: “Yeğenin çok büyük melik olmuş!”deyince, Hz. Abbas (ra), “Hayır bu krallık değil, peygamberliktir” cevabını vermiş. Bu defa Ebu Süfyan, “Evet, bu Peygamberliktir” demişti.
Resûlullah (sav), Zituva mevkiine gelince tevazuundan başını Allah'ın huzurunda eğerek, fethi kendisine nasib etmesinden ötürü minnet ve şükranını arzediyordu. Bir taraftan da Fetih sûresini yüksek sesle okuyordu.
Resûlullah (sav) Mekke'ye girer girmez Kabe'ye yöneldi. Elinde bulunan değneği ile putlara dokundukça putlar patır patır yüz üstü düşüyorlardı ve “Hak geldi, bâtıl zail oldu, artık bâtılın açığa vurması veya tekrar gelmesi imkânsız.”ayetini okuyordu.
Hz. Bilal (ra)’e ezan okuması için emir verdi. Hz. Bilal, en anlamlı ezanını o gün Ka’be’nin damına çıkarak okudu. İnsanlar bölük bölük geliyor ve Allah'ın dinine giriyordu. Bir yandan da kendilerine ne muamele yapacağını merak ettikleri Peygamber Efendimiz (sav), Kabe kapısının iki sövesinden tutarak onlara şöyle hitab etti:
“Allah'tan başka ilâh yok. O birdir ve ortağı yoktur. Va'dini yerine getirdi, kulunu zafere erdirdi. Tek başına bütün kabileleri mağlup etti. Dikkat edin, câhiliyyeden kalma övünülen, her kan dâvası ve mal dâvası şu iki ayağım altındadır. Ey Kureyşliler! Allah sizden câhiliyye gururunu ve atalara ta'zim alışkanlığını giderdi. Bütün insanlar Âdem'dendir, Âdem ise topraktandır. `Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yaratıp, millet ve kabilelere ayırdık ki, her birinize âit değişik kabiliyetler açığa çıksın, birbirinizi kıymetiyle tanıyasınız. Allah nezdinde en değerliniz ise şübhesiz dininde en samimî olanınızdır.`EyKureyş ahalisi! Size ne yapmamı tahmin ediyorsunuz?” diye sordu.
Onlar: “Senden Hayır bekleriz. Çünkü sen kerim bir kardeş, kerim bir kardeş oğlusun” dediler.
Bunun üzerine Efendimiz (as), “O halde gidin, hepinizi bağışladım, hepiniz hürsünüz” (Taberi, İbn Sa’d) buyurdu ve gerçek fetih olan kalplerin fethini gerçekleştirmiş oldu.