Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı


 
http://ahmedhusrevaltinbasak.files.wordpress.com/2010/05/husrevefendi.png
 

 

http://www.nurunyolcusu.com/cocuk/nuruncocuk.png
Reklam alanı Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı
http://www.nurunyolcusu.com/radyo.jpg Malumat İçin
Başvuru İçin
Malumat İçin
Başvuru İçin
Malumat İçin
Başvuru İçin
Malumat İçin
Başvuru İçin

Grup Elmaskalem 2011

https://lh5.googleusercontent.com/_6cVEFhbaOi8/TdDyamv24dI/AAAAAAAAAPM/p1q1yoBlyt4/grupelmaskalem.gif

Gönderen Konu: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi  (Okunma sayısı 4398 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5991
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #60 : 04 Temmuz 2010, 14:16:55 »



Miraç Nedir ?

Mâdem şu insanlar içinde, şu kâinât Sâni‘inin (kâinâtı san‘atla yaratan Allah’ın) makāsıdını (maksadlarını) en mükemmel bir sûrette bildiren ve şu kâinât tılsımını keşfeden (sırlarını ortaya çıkaran) ve hilkatin muammâsını (yaratılışın gizliliklerini) açan ve rubûbiyetin (Allah’ın terbiye ve idâre ediciliğinin) mehâsin-i saltanatına (saltanatının güzelliklerine) en mükemmel tarzda dellâllık eden Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dır. Elbette bütün efrâd-ı insâniye (insanların ferdleri) içinde öyle bir ma‘nevî seyr ü sülûkü (ma‘nevî mertebelerde seyâhati) olacaktır ki, cismânî (maddî) âlemde seyr ü seyâhat sûretinde bir Mi‘râcı (yükselmesi) olacaktır. ‘Yetmiş bin perde’ ta‘bîr olunan berzah-ı esmâ (isimlerin perdelerinin) ve tecellî-i sıfât ve ef‘âl (sıfatların ve fiillerin umûm kâinâttaki parıldamalarının) ve tabakāt-ı mevcûdâtın (varlık tabakalarının) arkasına kadar kat‘-ı merâtib edecektir (mertebeler geçecektir). İşte Mi‘râc budur.”
Konuyu Paylaş:
  digg  slashdot  delicious  technorati  facebook  twitter  google  google

Çevrimdışı جودت

  • *
  • İleti: 406
  • Karma: +5/-0
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #61 : 04 Temmuz 2010, 17:13:11 »
 :rıza:  :evt:
"Nimetleriyle sizi gıdalandırdığı için ALLAH'ı sevin.Beni de ALLAH'a olan sevginiz sebebiyle sevin.Ehl-i Beytimi de,benim onlara olan sevgim sebebiyle sevin.(HADİS-İ ŞERİF)

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5991
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #62 : 13 Temmuz 2010, 00:26:11 »

İ’lem eyyühe’l-aziz! Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdut, ömrünün günleri madud ve herşeyin fanidir. Öyleyse, şu kısa, fani ömrünü fani şeylere sarf etme ki, fani olmasın. Baki şeylere sarf et ki, baki kalsın.

Evet, yaşadığın ömürden dünyada göreceğin istifade ancak yüz sene olur. Bu yüz sene ömrünü yüz tane hurma çekirdeği farz edelim. Bu çekirdekler iska edilip muhafaza edilirse, ila-maşaallah semere verecek yüz tane ağaç olur. Aksi takdirde, ateşe atıp yakmaktan başka bir istifadeyi temin etmez. Kezalik, senin o yüz senelik ömrün de, şeriat suyuyla iska ve ahirete sarf edilirse, alem-i bekada ilelebed semerelerinden istifade edeceksin. Binaenaleyh, semeredar yüz tane hurma ağacını terk ve yüz tane çekirdeklerine kanaatla aldanırsa, o adam, hutameye (Cehenneme) hatab olmaya layıktır.

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5991
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #63 : 18 Temmuz 2010, 17:01:31 »


Şefkat İN Şiddet OUT

Kalp ne nispette Yaratıcısına sevgiyle dop dolu olur, başkalarını Onun adına severse, insan o nispette mutlu olur.

Allah’a sonsuz sevgi besleyelim. Onun adına insanları sevelim. Onlara sevgi ve saygıyla davranalım. Bu insanlığın da gereğidir. Peygamberimiz, “Küçüklerimizi sevmeyen, büyüklerimizi saymayan bizden değildir,” buyurmuştur. İnananları, sevgi karşılıklı bağışlama ve şefkatte bir vücuda benzetmiş, vücudun bir yerindeki rahatsızlıktan dolayı bütün vücudun rahatsız olacağını belirtmiştir.

O sevgiyle insan, daima insanların yardımına koşar.

O sevgiyle canlı cansız bütün yaratıkları sever.

O sevgiyle güçlükler yenilir, İşlerin üstesinden gelinir.

O sevgiyle insan hayata bağlanır.

Yerinde kullanılan sevgi insanı başarıya ulaştırır.

Nerede bulunursak bulunulalım; sevgiyle yaşayalım, sevgiyle davranalım, sevelim sevilelim.

Şefkat de sevgi kadar önemli. Hz. Ömer, çocuklarına sevgi ve şefkat göstermeyen bir vali adayını vali yapmaktan vaz geçmiştir. İnsan sevmeli, saymalı, acımalı ve şefkat duymalı.

Şefkat sözden daha tesirlidir. Çoğu zaman sözün başaramadığını başarır. “Şefkat, öyle bir dildir ki, sağırda işitebilir, kör de okuyabilir,” der. Gönül almanın, tesirli olmanın yolu şefkatli olmaktan geçer

Çevrimdışı دِدَرِنُرْ

  • *
  • İleti: 62
  • Karma: +0/-0
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #64 : 20 Temmuz 2010, 12:24:33 »
 ::razi:: çok güzel ve anlamlı  olmuş emeğinize sağlık :cicek1:
Rahman ve Rahim olan Allah ın adıyla
1, Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir.     
 2.3. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka
(Onlar ziyanda değillerdir).

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5991
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #65 : 25 Temmuz 2010, 11:25:07 »


Tevbenizi aşk ile yenileyin, Cenab-ı Hakk'a göz yaşları içinde pek çok yalvarın ki sizi ve bizi saîdler zümresinden eylesin, şakîlerden değil; bir dahaki Berât'a kadar bahtınızı hoş, rızkınızı bol, sıhhat ve afiyetinizi tam ve mükemmel kılsın; acı ve kötü günler göstermesin!

Ümmet-i Muhammed (s.a.s) için çok hayr dua edin; Allahu teâlâ belâları, fitneleri, musîbetleri, gamları, kederleri, şerleri cümlemizin üzerimizden def edip hayırları lutûfları, ni'metleri, nusretleri, feth eylesin; aradan tefrika, adâvet, husûmet, rekabet kalksın; birlik, bereberlik, sevgi, saygı, dostluk, kardeşlik gelsin!


Ya rabbi! Esmâ'yı hüsna'n hürmetine, Habib-iedibin hürmetine, mübarek aylar, kandiller, geceler hürmetine sen iyi kullarına kuvvet, cesaret, metânet, izzet, hürmet, nusret ve galibiyet ihsan eyle, Ümmet-i Muhammed'e genel bir bâsiret bahşeyle ki aldanmasınlar, hakkı hak olarak görebilsinler; zalimlere, fasıklara, kafirlere değil, muttekilere, salihlere, âlimlere, kamillere ittibâ edebilsinler; doğru yolda, yüce gayeler uğrunda, rızana uygun tarzda has mü'minlere yakışır şekilde çalışabilsinler; insanlığa çok özledikleri huzur, sulh, sükûn, refah ve saadeti getirsinler.

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5991
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #66 : 31 Temmuz 2010, 21:55:18 »


BEŞ FARZ NAMAZ

Her gün yirmi dört saat sermâye-i hayatı Hâlikımız (yaradanımız) bize ihsân ediyor. Tâ ki, iki hayatımıza lâzım olan şeyler o sermâye ile alınsın. Biz kısacık hayat-ı dünyeviyeye yirmi üç saati sarf edip, beş farz namaza kâfî gelen bir saati, pek çok uzun olan hayat-ı uhreviyemize (âhiret hayatımıza) sarf etmezsek; ne kadar hilâf-ı akıl (akla zıd) bir hata ve o hatanın cezâsı olarak hem kalbî, hem rûhî sıkıntıları çekmek ve o sıkıntılar yüzünden ahlâkını bozmak ve me’yûsâne (ümidsizce) hayatını geçirmek sebebiyle, değil terbiye almak, belki terbiyenin aksine gitmekle ne derece hasâret (zarar) ederiz, kıyâs edilsin.

Asâ-yı Mûsâ


HER ADIMINA SEVAB

Saadet vesîlesi olan Resûlullâh (asm) buyurdular ki: Kişinin cemâatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşıda iş yerinde kıldığı namazından yirmi beş kat fazladır. Şöyle ki, abdest alınca güzel bir abdest alır, sonra mescide gider, evinden çıkarken sâdece mescid gāyesiyle çıkmıştır.
Bu sırada attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir günahı affedilir. Namazı kıldı mı, namazgâhında olduğu müddetçe melekler ona rahmet okumaya devam ederler ve şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Buna rahmet et, merhamet buyur.” Sizden herkes, namaz beklediği müddetçe namaz kılıyor gibidir.”
Buhârî

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5991
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #67 : 08 Ağustos 2010, 10:30:06 »

Ebû Hureyre (ra) naklediyor: “Cebrâîl (as) her sene Ramazan ayında Kurân-ı Kerîm’i Hz. Peygamber (asm)’a bir def‘a arz eder, okurdu. Vefat ettiği sene iki kerre arz etti, okudu.
Buhârîİmâm-ı A‘zam Hazretleri bu hadisten yola çıkarak, her Müslümanın senede iki kerre Kur’ân’ı, hatmetmesi gerektiğine hükmetmiştir. Haftada bir cüz’ okuyan bir kimse ortalama olarak bu hükmü yerine getirmiş kabûl edilebilir.


RAMAZÂN-I ŞERÎF

Ramazân-ı Şerîf âdetâ bir âhiret ticareti için gāyet kârlı bir meşher (sergi yeri), bir pazardır. Ve uhrevî (âhirete âit) hâsılât için, gāyet münbit (bereketli) bir zemindir. Ve neşv ü nemâ-yı a‘mâl (amellerin büyümesi) için, bahardaki mâh-ı nisandır (Nisan ayıdır).

Saltanat-ı rubûbiyet-i İlâhiyeye (Allah’ın terbiye edicilik saltanatına) karşı ubûdiyet-i beşeriyenin (insanın kulluğunun) resm-i geçit yapmasına en parlak, kudsî bir bayram hükmündedir. Ve öyle olduğundan, yemek-içmek gibi nefsin gafletle hayvânî hâcâtına (ihtiyaçlarına) ve mâlâya‘ni (faydasız) ve hevâperestâne (nefsin arzularına uyarak) müştehiyâta (nefsin hoşuna giden şeylere) girmemek için orucla mükellef (yükümlü) olmuş.
Mektubât

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5991
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #68 : 15 Ağustos 2010, 11:23:34 »

1899 yılında Isparta’da dünyaya geldi. İdâdi mektebini bitirdikten sonra, teğmen rütbesiyle Batı Cebhesi’nde Kurtuluş Savaşı’na katıldı. 1931 yılında Bedîüzzaman Hazretleri ile tanışması, hayatının en büyük dönüm noktası oldu.

1926 yılında sürgün olarak Isparta’ya gelip Barla’da ikāmet etmekte olan Bedîüzzaman Hazretleri ile tanıştıktan sonra, artık hayatını îmân ve Kur’ân da‘vâsına vakfederek onun en sâdık talebesi ve en samîmî da‘vâ arkadaşı olmuştu. O yıllarda, Kur’ân-ı Kerîm’in tevâfuklu olarak yazılması vazîfesi açılmış ve bu büyük vazîfe on kişi içerisinde kendisine tevdî‘ edilmişti.

Husrev Efendi, üzerinde kırk sene çalışarak, Kur’ân-ı Kerîm’i dokuz def‘a yazdı. O, aynı zamanda, kaleminden nûrlar saçan, yorulmaz bir Risâle-i Nûr Kâtibi idi.
Hayatı, Üstâdının hayatı gibi çilelerle dolu geçti. Eskişehir (1935), Denizli (1944), Afyon (1948), Isparta (1960), Eskişehir (1971) tevkîf ve mahkemeleri ile Bursa, Bergama, İzmir ve Buca cezâevlerinde yedi yıl hapis yatmıştı. Husrev Efendi, çile ve mücâdele dolu bir hayat sonunda, 1977 yılı Ramazan ayında, 19 Ağustos’ta İstanbul’da Hakk’ın rahmetine kavuştu.

Geride, yazdığı Tevâfuklu Kur’ân-ı Kerîm, yazdığı binlerce nüsha Nûr Risâleleri yanında, yetiştirdiği çok sayıda talebeleri gibi büyük eserler bıraktı. Allah ondan râzı olsun! Sâhib olduğu îmân şuûru ve ihlâstan bizleri de nasîbdâr eylesin! Âmîn

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5991
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #69 : 22 Ağustos 2010, 12:28:38 »



(Yeni Sezona Hazırlık ) Kamp-ı Ramazan


Bu ay, nasıl ki bir futbol takımının sezon bitiminde kampa girip kendini yeni sezona hazırlamak için antremanlar yapıp yeni kişiler transfer edip kendine güçlendirmeye çalıştığı gibi bu ay On bir ayın sultanı Razaman-ı Şerif’ te müslümanlar için kamp dönemidir ve kendini yeni sezona hazırlama çalışması olması gerekir.

Bu ay, diğer aylarda şeytan ve tağuta karşı verilecek mücadele için, azık toplama ve donanma ayıdır. Mücadelede katlanılması ve aşılması gereken zorluklara, ruhi ve cismi açıdan hazırlanış ayıdır. Geçici sınırlamalarla nefsi zor hadiseler karşısında direniş göstermeye ve teslim olmamaya alıştırma ayıdır.

Hz. Ali'nin (a.s) buyurduğu gibi, "ihlâs ruhunu güçlendirme" ayıdır. Bu ay hayvani eğilimleri mutedil kılma ayıdır.

Üstad Hazretleri bu konuda şöyle diyor;

“Ramazan-ı Şerifteki oruç, en gafillere ve mütemerridlere, zaafını ve aczini ve fakrını ihsas ediyor. Açlık vasıtasıyla midesini düşünüyor; midesindeki ihtiyacını anlar. Zayıf vücudu ne derece çürük olduğunu hatırlıyor. Ne derece merhamete ve şefkate muhtaç olduğunu derk eder. Nefsin firavunluğunu bırakıp, kemâl-i acz ve fakr ile dergâh-ı İlâhiyeye ilticaya bir arzu hisseder ve bir şükr-ü mânevî eliyle rahmet kapısını çalmaya hazırlanır eğer gaflet kalbini bozmamış ise!”

Bu ay, rahmet, bereket ve mağfiret ayıdır. Günah yükleriyle ağırlaşan sırtları hafifletme ayıdır. Esaret zincirine vurulmuş ruhları özgürlüğe kavuşturma ayıdır

Üstad Hazretleri Baki meyvelerin bu ayda olduğunu tarif ediyor ;

“Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a'mâl, bire bindir. Kur'ân-ı Hakîmin, nass-ı hadisle, herbir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir.
Ramazan-ı Şerifte herbir harfin on değil, bin; ve Âyetü'l-Kürsî gibi âyetlerin herbir harfi binler; ve Ramazan-ı Şerifin Cumalarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadirde otuz bin hasene sayılır.
Evet, herbir harfi otuz bin bâki meyveler veren Kur'ân-ı Hakîm, öyle bir nuranî şecere-i tûbâ hükmüne geçiyor ki, milyonlarla o bâki meyveleri Ramazan-ı Şerifte mü'minlere kazandırır. “

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ademoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenab-ı Hakk'ın bu husustaki sünneti şudur:) Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yediyüz misline kadar çıkar. Allah Teâla Hazretleri (bir hadis-i kudside) şöyle buyurmuştur: "Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükâfaatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terketti."
"Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (halüf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.''(küttübi sitte 3082)

Rabbimizin emirlerini, Rasul’ünün sünnetlerini bilmezken, bakın sünnetleri bilen, yaşayan, ahlak edinen insanlar olduk elhamdülillah.
Cenab-ı Hak bu güzellikleri, nimetleri üzerimizde artırsın eksiltmesin ve daha da ziyadeleştirsin. Amin

Selam ve Dua ile


genc_musluman  ::xgul:: 

 
 

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5991
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #70 : 29 Ağustos 2010, 09:55:03 »


MÜJDE

İki cihanın serveri olan Peygamberimiz (asm) buyurdular ki: “Kadir Gecesi’nin yatsı namazında hazır bulunan, Leyle-i Kadir’den nasîbini almıştır.”
Muvattâ

LEYLE-İ KADİR

Ramazan-ı Şerîf, bu fânî dünyada, fânî ömür içinde ve kısa bir hayatta, bâkî (ebedî) bir ömür ve uzun bir hayat-ı bâkiyeyi (ebedî hayatı) tazammun eder (içine alır), kazandırır. Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semerâtını (meyvelerini) kazandırabilir. Leyle-i Kadir (Kadir Gecesi) ise, nass-ı Kur’ân (Kur’ân’ın kesin haber vermesi) ile bin aydan daha hayırlı olduğu, bu sırra bir huccet-i kātıadır (kesin bir delildir).
Mektubât

RAMAZAN FIRSATI


Şu mübârek Şehr-i Ramazân (Ramazan ayı), Leyle-i Kadr’i (Kadir Gecesi’ni) ihâta ettiği (içine aldığı) için, kendisi de ömür içinde bir Leyle-i Kadir’dir ki, muvaffak olanın ömrüne bin ömür katar. Dakikası bir gündür. Saati iki ay, günü birkaç sene hükmünde bir ömr-ü bâkîdir (ebedî bir ömürdür).
Barla Lâhikası

BU GECE HANGİ DUÂ OKUNMALI ?

Efendimiz (asm) Hz. Âişe vâlidemize Kadir Gecesi’nde şu duâyı okumalarını tavsiye buyurdular:
“Ey Rabbim! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, ben günahkâr kulunu da affet!”
Dehlevî

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5991
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #71 : 06 Eylül 2010, 11:27:41 »


Bir hadis-i şerifte:

“Kim ihlâs suresini Arefe gününde öğle ile akşam arasında bin defa okursa Allah (cc), ona ne isterse verir.” buyrulmaktadır.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ise:
“Azîz, mübârek kardeşlerim! Pek çok selâm. Bizim memlekette eskide Arefe gününde bin İhlâs-ı Şerîf okurduk. Ben şimdi bir gün evvel beş yüz, Arefe’de dahi beş yüz okuyabilirim. Kendine güvenen birden okuyabilir.” demiştir. (Şuâ‘lar)

Hadis-i şeriflere göre; "İhlâs suresini okumak kul hakkı hariç diğer bütün günahların affına vesiledir." (Ebu-ş şeyh)

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5991
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #72 : 12 Eylül 2010, 14:24:55 »


Oruçla da iradeyi kuvvetlendirme eğitimi aldık, irademizi kuvvetlendirdik. Otuz gün, su karşımızda olduğu halde, su içmedik sıcak günlerde... Karnımız acıktığı, midemiz burkulduğu halde yemek yemedik. Diğer arzularımızı tutabildik. Hah, tutulabiliyormuş, sigara içilmiyormuş, alışkanlıklar kenarda durabiliyormuş. İnsanın en tabii içgüdüleri bile, icabında sabırla yenilebiliyormuş. Onları öğrendik.

İşte Ramazan'dan sonra da, artık o öğrenilen takvânın uygulanması lâzım! Yâni kulların günahlardan kaçması lâzım, günahlara yanaşmaması lâzım!.. Ramazan'dan önceki kötü alışkanlıklarına düşmemesi lâzım! Ve iyi kul olarak devam etmesi lâzım!..

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: (Fein küntüm ülâike fezâlike) "Eğer siz takvâ ehli insanlar olabilmişseniz, ne âlâ, çok iyi; o zaman, benim dostlarım olursunuz." O zaman Rasûlüllah'ın dostları sınıfına yükselirsiniz, o yüksek sınıfa girersiniz.

(Ve illâ feebsirû, sümme ebsirû) "Eğer müttakî kullar olamadıysanız; haramlardan, günahlardan sakınan, Allah'tan korkan, Allah'ın sevgisini kazanmaya, gazabına uğramamağa gayret eden, attığı adımları dikkatli atan, gözüne sahip olan, diline sahip olan, eline sahip olan bir müslüman olamadıysanız; bekleyin o zaman, bakın bakalım başınıza geleceklere!.." diye buyuruyor Peygamber Efendimiz.

Bir de tavsiye buyuruyor: (Lâ ye'tînen-nâsü bil-a'mâl, ve te'tûne bil-eskàl) "İnsanlar güzel güzel ibadetler yapmış, sevapları kazanmış olarak Allah'ın huzuruna, ahirete gelirken; siz de böyle dağlar gibi günah yüklerini yüklenmiş olarak gelmeyin! Böyle bir duruma düşmeyin!"

(Feyu'radu anküm) "O zaman Cenâb-ı Hak size nazar eylemez, kimse sizin yüzünüze bakmaz, yüzünüze bakılmaz." Rasûlüllah bakmaz; şefaatçi olabilecek alim, fazıl, mübarek, kâmil kimseler bakmaz. Allah sevmedi mi, Allah'ın sevmediği kimseye hiç başkasının bakacağı olmaz. Allah'ın sevdiğine, müsaade ettiğine bakarlar. Onun için takvâyı da mutlaka ve mutlaka öğrenmeli, müttakî kul olmayı da sağlamalıyız.

Allah-u Teàlâ Hazretleri o takvâ hasletine sımsıkı sarılmayı, müttakî kullar olmayı hepimize nasib eylesin...Amin

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5991
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #73 : 19 Eylül 2010, 13:00:51 »

Dünya tuzağı, öldürücü zehirleri ile düşkünlerine verilmiştir. Gafletle Dünyayı, zahirdeki güzelliği ile görürsen aldanma... O, hilesi, dokunanı derhal öldürür. Onda sadakat, onda vefa diye bir şey yoktur. Ona iyi gözle bakıp hoşlanma; şöyle ol: Sahrada bir adam çırılçıplak kazayı-hacete oturmuş. Hem edep yeri görünüyor, hem de koku geliyor. Sen mecbursun; hem burnunu tutacak, hem de gözünü kapayacaksın. İşte dünyanın hali. Ondan kurtulmak için hem gözünü kapa, hem de burnunu tut..

Dünyaya ihtiyacın kadar bağlan! kalpten sevme; Nesibin ne ise gelir üzülme..!

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5991
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi
« Yanıtla #74 : 26 Eylül 2010, 14:24:12 »


Sünnet-i Seniyyeyi Terk Etmek
Sünnetin her meselesine uymak mümkün olmayabilir. Bediüzzaman'ın da ifâde ettiği gibi, sünnet-i seniyyenin herbir nevine tamamen bilfiil tâbi olmak, imanda kemâl mertebede bulunan evliya ve asfiya gibi kimselere ancak müyesser olur. Fakat bir Müslüman, "Ben sünnetin her çeşidini tatbik edemiyorum, acaba benim sünnete olan bağlılığım kalmadı mı?" diye düşünmemelidir. Çünkü, insan hayatının bütünü gibi geniş bir dâireyi içine alan sünnetin tamamına bilfiil uymak mümkün değildir. İnsan hâlis niyetiyle, sünnete taraftar olmasıyla, işlemese dahi sünnetin esaslarını kabul edip talip olmasıyla bu bağlılığı göstermiş olur. Bu herkesin elinden gelir. O halde ümitsizliğe düşmeye gerek yoktur.

Sünnet-i seniyyenin terkinde günah olmamakla birlikte, büyük sevaptan mahrumiyet vardır. Peygamberimizin biz Müslümanlara iki büyük emânetinden biri olan sünnetin değiştirilmesi ise bid'attır, dalâlettir ve büyük hatâdır. Ehemmiyetsiz görülmesi büyük bir kabahattir. Bediüzzaman, sünnetin ehemmiyetsiz görülmesini cinayet olarak vasıflandırır. Sünneti bile bile terk eden Resûlullâh’ın şefaatinden mahrum kalır. Bu konu da Resûlullâh (a.s.v) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:


“...Kim benim sünnetimden (yaşama tarzımdan) yüz çevirirse benden değildir((Buhârî, Müslim))

Dinin elden çıkışı sünnetin terkiyle başlar. Halat nasıl lif lif kopup parçalanırsa, din de sünnetin birer birer terkiyle ortadan kalkar” ((Dârimî)) 

Seo4Smf Tagleri:
 


NurunYolcusu.com haftalık anasayfa değişimi Konusuna Ait Benzer Konular

Nurunyolcusu.com 1 yaşında
Bundan bir sene önce Yayın hayatına başlayan nurunyolcusu.com dusturlarıyla yoluna devam etmişdir.Rabbimiz, Hâlıkımız tarafından... Devamı...

Gösterim: 661 - Yanıt: 11 - Başlatan:كنج مسلمان
Nurunyolcusu.Com Radyo yayınına başlamışdır
Nurunyolcusu.Com Radyo yayınına başlamışdır Yayın yapabilecek kardeşler aranıyor RADYO 'ya GİRİŞ Devamı...

Gösterim: 1051 - Yanıt: 18 - Başlatan:كنج مسلمان
Nurunyolcusu.com 'un önemli linkleri
--->>>NurunYolcusu.Com Radyo --->>>Osmanlıca Yazmak için Klavye --->>>Online Osmanlıca Risale-i Nur okuma Devamı...

Gösterim: 1121 - Yanıt: 1 - Başlatan:كنج مسلمان
nurunyolcusu.com istanbul gezisi videoları
1453 panorama http://www.youtube.com/watch?v=k5POzLw-0II Fatih sultan mehmet in turbesi http://www.youtube.com/watch?... Devamı...

Gösterim: 486 - Yanıt: 5 - Başlatan:كنج مسلمان
II. NurunYolcusu İstanbul Buluşması
Güzel ülkemizin dört bir yanından gerçekleşecek katılımlarla NurunYolcusu Forumu üyeleri İstanbul'da buluşuyor.Buluşma 3-4 Temm... Devamı...

Gösterim: 1053 - Yanıt: 17 - Başlatan:ملا خسرو