Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı


 
http://ahmedhusrevaltinbasak.files.wordpress.com/2010/05/husrevefendi.png
 

 

http://www.nurunyolcusu.com/cocuk/nuruncocuk.png
Reklam alanı Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı
http://www.nurunyolcusu.com/radyo.jpg Malumat İçin
Başvuru İçin
Malumat İçin
Başvuru İçin
Malumat İçin
Başvuru İçin
Malumat İçin
Başvuru İçin

Grup Elmaskalem 2011

https://lh5.googleusercontent.com/_6cVEFhbaOi8/TdDyamv24dI/AAAAAAAAAPM/p1q1yoBlyt4/grupelmaskalem.gif

Gönderen Konu: Daha Önceki Peygamberlerden Peygamberimiz (a.s.) Hakkında Ahd ve Mîsak Alınışı  (Okunma sayısı 190 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5994
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com

Daha Önceki Peygamberlerden Peygamberimiz (a.s.) Hakkında Ahd ve Mîsak Alınışı
 

Yüce Allah; daha önceki peygamberlerden de, Peygamberimiz (a.s.)a iman ve yardım etmeleri hakkında ahd ve mîsak almıştır.[483]

Kadı lyaz der ki:

"Yüce Allah, o mîsakı, vahiy ile almıştır. Hiçbir peygamber göndermemiştir ki, ona Muhammed (a.s.)ı veya vasıflarını anmış ve 'Ona eriştiğin takdirde, kesin olarak iman edeceksin!1 diye ken­disinden ahd ve mîsak almış olmasın!

Deniliyor ki: Yüce Allah, bunu kendi kavimlerine de haber vermeleri ve onların kendilerinden sonra gelecek kavimlerine de aynen bildirmeleri hususunda da kesin söz almıştır."[484]

Atâ b. Yesar'dan rivayet edildiğine göre:

Peygamberimiz (a.s.)ın Tevrat'taki sıfatlarından sorulunca, Abdullah b. Amr ibnü'l-Âs demiştir ki:

"Evet! Vallahi, Kur'ân'daki 'Ey Peygamber! Şüphe yok ki, Biz seni şahit, müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik!'[485] âyetindeki bazı sıfatlar ile, Tevrat'ta da tavsif buyru I muştur. Şöyle ki:

'Ey Peygamber! Biz seni şahit, müjdeleyici, korkutucu, ümmîler için de koruyucu olmak üzere gön­derdik.

Sen, benim kulumsun, peygamberim sin.

Ben, sana Mütevekkil ismini verdim.

O, ne kötü huyludur, ne katı kalbi idi r; ne de çarşılarda, pazarlarda bağırır, çağırır.

O, kötülüğü kötülükle de karşılamaz, fakat affeder, bağışlar.

Doğru yoldan sapan milleti Lâ ilahe illallah [Allah'tan başka ilah yoktur!] diyerek doğrultmadıkça, kör gözleri, sağır kulakları, kapalı gönülleri açmadıkça, Allah onun ruhunu almayacaktır!'"[486]

Atâ b. Yesar, Yahudi âlimlerinden iken Müslüman olan Abdullah b. Selam'in da bunu aynen tekrar­ladığını; ve yine Yahudi âlimlerinden iken Müslüman olan Ka'bu'l-Ahbar'ı da Abdullah b. Selam'ın söylediklerinin aynısını söylerken işittiğini, Ebu Vâkıdü'l-Leysî'nin kendisine haber verdiğini, aynı zaman­da:

"Onun doğum yeri Mekke, hicret yurdu Taybe (Medine) olacak, kendisi Şam ülkesine hükmede­cektir.

Onun ümmeti de, bollukta ve darlıkta, her yerde Allah'a hamd ederler; her yüksek yerde tekbir getirirler.

Güneşin seyrini izleyip, vakitleri gelince, nerede olursa olsun, namazlarını kılarlar.

Bellerine fota bağlarlar.

Kollarını yıkarlar (abdest alırlar).

Ezanlarının sesleri, geceleyin, gök boşluğunda an uğultusu gibi uğuldar!" dediğini açıklamıştır.

Abdullah b. Abbas da, Ka'b'a:

"Tevrafta, Resûlullah (a.s.)ın natını nasıl buldun?" diye sorduğu zaman, Ka'b:

"Tevrat'ta, onun n a'ti:

'Muhammed b. Abdullah, Mekke'de doğacak, Tâbe'ye (Medine'ye) hicret edecek, Şam'a hakim ola­caktır!

Kendisi ne kötü söz söyler, ne de çarşılarda bağırır çağınr.

Kötülüğü kötülükle karşılamaz, fakat affeder, bağışlar.

Onun ümmeti de, bollukta, darlıkta, her yerde, Allah'a hamd ederler. Tekbir getirirler.

Kollarını yıkarlar (abdest alırlar).

Bellerine fota bağlarlar.

Savaşta saf oldukları gibi, namazlarında saf olurlar.

Mescidlerinde, an uğultusu gibi, uğuldarlar.

Ezanlarının sesleri, gök boşluğunda duyulur!1 diye yazılı bulduk" demiştir.[487]

Kur'ân-ı Kerîm'e göre; Musa (a.s.)a indirilen Tevrat'ta Peygamberimiz (a.s.)ın Ashabının vasıflan, hal ve şanları da şöyle açıklanmış bulunuyordu:

"Muhammed, Allah'ın Resûlüdür.

Onunla birlikte olanlar (Ashab da), kâfirlere karşı çok sert, kendi aralarında ise çok merhametlidirler.

Onların, rükû ve secde ederek; Allah'tan, lütuf ve rızasını istediklerini görürsün.

Onların yüzlerinde, secdelerin izinden dolayı, nuranîlik vardır.

Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır..."[488]

Peygamberimiz (a.s.)ın geleceğini İsa (a.s.) da müjdelemiş, Kur'ân-ı Kerîm'de açık­landığı üzere:

"Birzaman, Meryem oğlu İsa:

'Ey İsrail oğulları! Ben size, Allah'ın gönderdiği peygamberiyim!

Benden önceki Tevrafı tasdik edici, benden sonra gelecek peygamberi de-ki, ismi Ahmed'dir-müjdeleyici olarak geldim" demişti.[489]

İbn İshak'ın (85-151 Hicrî) bildirdiğine göre; İsa (a.s.)a Allah tarafından gelen İncil'de Peygamberimiz (a.s.)ın sıfatı ve ismi hakkında verilmiş olan bilgiyi, İsa (a.s.)ın devrinde havari Yuhannâ da yazdığı İncil'de tesbit etmiş bulunuyordu.

Nitekim, İsa (a.s.), kendisini inkâr eden kavmine karşı:

"Rab tarafından çıkıp gelecek olan o Münhamenna, Rab tarafından çıkıp gelecek olan o Rûhu'l-Kudüs gelmiş olsaydı, o bana şehadet ederdi.

Siz de, şehadet edersiniz.

Çünkü, öteden beri benimle birlikte bulunuyorsunuz.

Ben, bunları size söyledim ki, şüpheye düşmeyesiniz ve sürçmeyesiniz!" demiştir.

Münhamenna, Süryanice Muhammed demektir. Bunun Rumca'sı Baraklitus'dur.[490]

Ebu'l-Ferec İbn Cevzî'nin (540-597 Hicrî), İbn Kuteybe'den (213-276 Hicrî) nakline göre:

İsa (a.s.), havarilerine:

"Ben gidersem, size Faraklit, Rûhu'l-Hak gelecektir!

O, kendiliğinden söz söylemeyecek, ancak kendisine ne söylenirse onu söyleyecektir.

O, bana şehadet edecektir.

Siz de şehadet edersiniz.

Çünkü, siz halktan daha önce benimle birlikte bulunuyorsunuz.

Ben gitmezsem, Faraklit size gelmez!" demiştir.[491]

Gerek Baraklitus, gerek Faraklit sözü Periclotas şekline sokulup Yuhanna İncilinde Teselli Edici diye tercüme edilmiştir.[492]

Şüphesiz ki, İsa (a.s.)ın anadili Yunanca değil, İbranice idi. Kendisine Allah tarafından indirilmiş olan İncil'in de İbranice olacağı tabiîdir.

İsimleri tercüme etmek Ehl-i Kitab âlimlerince âdet olduğundan, İsa (a.s.)ın kendisinden sonra geleceğini müjdelediği âhir zaman peygamberinin ismini de Yunanca'ya tercüme etmişler ve Arapça mütercimlerde onu Faraklit olarak Arapçalaştırmışlardır.

Bir papaz tarafından yazılıp Hicrî 1268 yılında Kalküta'da bastırılan bir broşürde; Faraklit olarak Arapçalaştırılan ismin İncil'in Yunanca nüshasında Paraklitus şeklinde mi, yoksa Piraklütüs şeklinde mi geçtiği incelenerek, birinci şekle göre ismin Teselli ve Yardım Edici, Vekil mânâlarına geldiği ifade ve ikin­ci şekle göre ise, Muhammed ve Ahmed mânâlarına gelebileceği itiraf edilmiş ve Müslümanların bu şekli iltizam ettikleri ileri sürülmüştür.

Halbuki, iki kelime arasında şekil ve telaffuz bakımından pek az bir fark vardır.

Yunan harfleri, birbirlerine benzerler.

Bazı İncil nüshalarındaki Piraklütüs, belki de, yazıcıların hatası yüzünden Paraklitus olmuştur."[493]

Kur'ân-ı Kerîm'e göre Peygamberimiz (a.s.)ın ashabının "İncil'deki vasıflan da, bir ekin gibidir ki; filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, saplan üzerine, bir düzeye dizilmiştir. Öyle ki, ekincilerin hoşuna gider. Bu (teşhisle) ki, onlarla, kâfirleri öfkelendirmek içindir. Allah, onlardan, iyi amel işleyenlere bir mağfiret ve büyük bir ecir vaad buyurmuştur."[494]

Markos İncilinde bu hususta şöyle denilmiş olduğu görülür:

"Ve dedi: Allah'ın melekûtu böyledir. Yere tohum saçan bir adam gibidir.

Gece gündüz uyuyup kalkar, tohum biter ve büyür. Nasıl, o bilmez.

Toprak, kendiliğinden, önce otu, sonra başağı, sonra başakta dolu taneyi verir.

Mahsul kemale erdiği zaman, hemen orağı salar.

Çünkü, hasat zamanı gelmiştir."[495]

 




[483] Al-i İmrân: 81.

[484] Kadı lyaz, eş-Şifâ, c. 1, s. 35.

[485] Ahzâb: 35.

[486] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1 , s. 362, Ahmed b.Hanbel, Müsned, c. 2, s. 174, Bu harf, Sahih, c. 3, s. 21, Beyhakî, Delâil, c. 2,s. 374-377, Kadı Iyaz, eş-Şifâ, c. 1, s. 19, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 37-38, İbn Seyy'id, Uyûnu'l-eser, c. 1 , s. 58, Zehebî, Târihu'l-İslâm, s. 92-94, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye vıe'n-nihâye, c. 2, s. 325.

[487] Dârimî, Sünen, c. 1, s. 14-1 5, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 38-39, Zehebî, Târihu'l-İslâm, s. 94.

[488] Feth: 29.

[489] Saf 6

[490] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 1, s. 248.

[491] Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 67.

[492] Yuhanna İncili, bab: 14, fıkra: 16; bab: 15, fıkra: 26; bab: 16, fıkra: 7.

[493] Rahmetullah, İihâru'l-hak, Türkçe terceme, c. 2, s. 262-263.

[494] Feth: 29.

[495] Markos İncili, bab: 4, fıkra: 26-29.

M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları: 1/88-92.

Konuyu Paylaş:
  digg  slashdot  delicious  technorati  facebook  twitter  google  google

Çevrimdışı جودت

  • *
  • İleti: 406
  • Karma: +5/-0
"Nimetleriyle sizi gıdalandırdığı için ALLAH'ı sevin.Beni de ALLAH'a olan sevginiz sebebiyle sevin.Ehl-i Beytimi de,benim onlara olan sevgim sebebiyle sevin.(HADİS-İ ŞERİF)

Seo4Smf Tagleri:
 


Daha Önceki Peygamberlerden Peygamberimiz (a.s.) Hakkında Ahd ve Mîsak Alınışı Konusuna Ait Benzer Konular

Namazın Peygamberimiz (a.s.)dan Önceki Peygamberlerin Şeriatlarında da Yer Aldığ
Namazın Peygamberimiz (a.s.)dan Önceki Peygamberlerin Şeriatlarında da Yer Aldığı  Namaz, Peygamberimiz (a.s.)dan önceki peygamb... Devamı...

Gösterim: 336 - Yanıt: 1 - Başlatan:كنج مسلمان
ölüm şairinin ölmeden önceki son anları
Herkesin beklediği büyük bir randevusu vardır. Kimi cana, kimi cânâna, kimi eşe, kimi dosta kavuşabilmenin bekleyişi içindedir. ... Devamı...

Gösterim: 327 - Yanıt: 2 - Başlatan:عليه
meşhurların ölmeden önceki son sözleri
İslamın büyük peygamberi. Son sözü:- Allahümme refikel ala-Beni üstün dostluğuna kavuşturHAZRETİ MUHAMMED (s.a.v.)  Sezar'ın yeğ... Devamı...

Gösterim: 398 - Yanıt: 4 - Başlatan:عليه
11o sene önceki bir gazete haberi

Gösterim: 469 - Yanıt: 8 - Başlatan:عليه
Abdulmuttalib Dedenin Peygamberimiz (a.s.) Hakkında Ümmü Eymen'i Uyarışı
Abdulmuttalib Dedenin Peygamberimiz (a.s.) Hakkında Ümmü Eymen'i Uyarışı  Peygamberimiz (a.s.)ın dadısı Ümmü Eymen Bereke derki:... Devamı...

Gösterim: 198 - Yanıt: 0 - Başlatan:كنج مسلمان