Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı


 
http://ahmedhusrevaltinbasak.files.wordpress.com/2010/05/husrevefendi.png
 

 

http://www.nurunyolcusu.com/cocuk/nuruncocuk.png
Reklam alanı Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı Reklam Alanı
http://www.nurunyolcusu.com/radyo.jpg Malumat İçin
Başvuru İçin
Malumat İçin
Başvuru İçin
Malumat İçin
Başvuru İçin
Malumat İçin
Başvuru İçin

Grup Elmaskalem 2011

https://lh5.googleusercontent.com/_6cVEFhbaOi8/TdDyamv24dI/AAAAAAAAAPM/p1q1yoBlyt4/grupelmaskalem.gif

Gönderen Konu: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?  (Okunma sayısı 3961 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5984
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« : 17 Nisan 2008, 23:53:50 »

Üstad Bedîüzzaman Saîd Nursî 1298 h./1876 m. tarihinde Bitlis vilâyetinin Hizan kazâsının Nurs köyünde, dünyaya geldi. Genç yaşta bütün doğu bölgesindeki halk tabakalarının ve ilim çevrelerinin takdir ve muhabbetini kazandı.

Müslümanları fikren, ilmen batı karşısında üstün konuma getirecek kuvvetli bir eğitimi gerçekleştirmek gayesiyle Doğu Anadolu’da “Medresetü’z-Zehrâ” ismini verdiği İslâmî bir üniversitenin kurulması gerektiği fikrini ortaya koydu. Bu düşüncesini tahakkuk ettirmek için İstanbul’a geldi. İstediği neticeyi tam olarak elde edememesine rağmen tekrar memleketine dönmek yerine İstanbul’da kalıp ictimaî mücadeleye atıldı.

31 Mart hâdisesinden sonra Divan-ı Harb-ı Örfî’de muhakeme edildi ve beraat etti. Daha sonra İstanbul’dan ayrıldı. Batum yoluyla Tiflis’e, oradan da Van’a geçti. Aşiretleri dolaşarak içtimaî, medenî, ilmî derslerle onları irşada çalıştı. Sonra Van’dan Şam’a geçti. Şam âlimlerinin ısrarıyla, Câmiü’l-Emevî’de içerisinde yüze yakın âlimin bulunduğu on bin civarındaki kalabalık bir cemaate eşsiz bir hutbe irad etti. Günümüz Islâm dünyasının problemlerini ve çözüm yollarını ortaya koyan bu muhteşem hutbe, “Hutbe-i Şâmiye” adıyla tab edildi.

Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla, talebelerinden teşkil ettiği milis alayın komutanı olarak savaşa iştirak etti. Savaş esnasında tefsir ilminde bir harika ve bir ekol sayılan ‘İşârâtül İ’caz’ isimli eserini telif etti. Bitlis Ruslar tarafından işgal edildiğinde yaralanarak esir düştü ve Sibirya’ya gönderildi. Sibirya’da, iki buçuk sene esir hayatı yaşadı. Nihâyet esaretten firar ile kurtulup Petersburg, Varşova, Viyana tarikiyle (25 haziran 1918) senesinde İstanbul’a geldi.

İstanbul’un İngilizler tarafından işgal edildiği o yıllarda işgal kuvvetlerinin aleyhinde faaliyetlerde bulundu. Anadoludaki Kuva-yı Milliye hareketine destek verdi. Ankara hükümetinin, İstanbul’daki faaliyetlerini takdir ederek onu Ankara’ya davet etmesi üzerine Ankara’ya geldi. Oradaki durumdan hoşlanmadığı için Van’a dönmeye karar verdi. Kendisine pek çok cazip teklifler sunuldu ise de kararından dönmedi.

Van’da, Erek Dağı’nda inziva hayatı yaşamaya başladı. Çok geçmeden Şeyh Saîd isyanı patlak verdi. Bu isyanla bir ilişkisi olmadığı halde 1925 senesinde önce İstanbul’a, oradan Burdur’a ve Isparta’ya sürgün edildi. Daha sonrada Isparta’nın küçük bir kasabası olan Barla’ya nakledildi.

Hayatının, Birinci Dünya Savaşı’na kadar olan kısmı ‘Eski Saîd’ dönemi; esaret yıllarından Van’daki hayatına kadar olan kısmı ‘Eski Saîd’den kurtulup ‘Yeni Saîd’ olmaya çalıştığı dönem; Barla’da Risâlelerin telifiyle başlayan dönem ise onun ‘Yeni Saîd’ dönemidir.

Barla’da çoğunlukla imanî mevzular üzerinde duran Risâle-i Nur Külliyatı’nın dörtte üçünü (Sözler, Mektubât, Lem’alar) telif etti. Bu eserleri bütün Anadolu’ya yaymak için alışılmamış farklı bir yöntem uyguladı. Kendisine talebe olmak isteyenlere Risâleleri Kur’ân harfleriyle yazmayı ve yazdırmayı şart koşuyordu.Barla ve Isparta’da onun etrafında saf tutan Nur Talebeleri, Kur’an’ın her şeyiyle unutturulmaya çalışıldığı o yıllarda hatt-ı Kur’an’ı talim ederek muhafaza ediyor, hem Risâleleri yazarak çoğaltıyor, hem de yazanları artırma, çoğaltma cihetine gidiyordu. Bu yöntemle Risâle-i Nurlar el altından kısa zamanda bütün Anadolu’ya yayıldı.

“Dünya büyük bir manevî buhran geçiriyor. Mânevî temelleri sarsılan garb cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir tâûn felâketi gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müdhiş sârî illete karşı İslâm cemiyeti ne gibi çârelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş bâtıl formülleriyle mi? Yoksa İslâm cemiyetinin ter ü taze iman esaslarıyla mı? Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum. İman kalesini küfrün çürük direkleri tutamaz. Onun için, ben yalnız iman üzerine mesâimi teksîf etmiş bulunuyorum.”
Bedîüzzaman

1934 yılında Barla’dan Isparta’ya getirildi, bir sene sonra da “Gizli cemiyet kuruyor, rejim aleyhindedir, rejimi yıkmaya çalışıyor” ithamıyla 120 talebesiyle beraber tutuklanarak, Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı ve hapse mahkum edildi.

Ardından sırasıyla sekiz sene Kastamonu’da sürgün hayatı (1935-1943), Denizli Mahkemesi ve hapsi (1943), Emirdağı’nda sürgün hayatı (1943-1948), Afyon Mahkemesi ve hapsi (1948-1949), İkinci Emirdağ sürgün hayatı (1950- 1953) yaşadı. Defalarca zehirlendi.

1960 Mart’ında hastalığının ağırlaşması ve devamlı sûrette yapılan polis takibâtı sebebiyle oldukça sıkıntılı geçen yirmi beş saatlik bir seyahatten sonra Urfa’ya ulaştı. 23 Mart 1960, 25 Ramazan 1379 günü sabaha doğru Rahmet-i Rahmân’a vâsıl oldu.

Asrın Üstâdı’nın cenâze namazı 24 Mart 1960 Perşembe günü Ulu Camii’nde muazzam bir kalabalık tarafından kılındıktan sonra, Halîlullah Dergâhı’na getirildi ve burada hazırlanan geçici menziline defnedildi. Vefâtından iki ay sonra, 27 Mayıs’ta askerî darbe gerçekleşti. 12 Temmuz 1960’da Hazret-i Üstâd’ın kabrine ilişildi ve mübârek naaşı buradan alınarak meçhûl bir yere nakledildi. Rahmetullahi Aleyh.

“Bana ızdırab veren, yalnız İslâm’ın mâruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler hâriçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti. Korkarım ki, cemiyetin bünyesi buna dayanamaz. Çünkü düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kalesi tehlikededir. İşte benim ızdırabım, yegâne ızdırabım budur. Yoksa şahsımın mâruz kaldığı zahmet ve meşakkatleri düşünmeğe bile vaktim yoktur. Keşke bunun bin misli meşakkate mâruz kalsam da iman kalesinin istikbali selâmette olsa!”
Bedîüzzaman
Konuyu Paylaş:
  digg  slashdot  delicious  technorati  facebook  twitter  google  google

Çevrimdışı Ayşenur_85

  • *
  • İleti: 433
  • Karma: +14/-0
Ynt: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« Yanıtla #1 : 18 Nisan 2008, 20:56:30 »
Allah razı olsun kardeşim.. ::gul::

Rabbim üstadımızdan binlerce kez razı olsun..Bizlerede Risale-i Nur'lara hakiki talebe olmayı nasip etsin inşallah..Amin..

Çevrimdışı osmandogan

  • *
  • İleti: 1
  • Karma: +0/-0
Ynt: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« Yanıtla #2 : 18 Nisan 2008, 21:33:28 »
Allah Ondan razi olsun inş.  ::razi::

Çevrimdışı elmas-kalem

  • *
  • İleti: 252
  • Karma: +1/-0
Ynt: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« Yanıtla #3 : 21 Nisan 2008, 13:32:19 »
Allah Razı Olsun,
İnşallah Artık Onlar Günah Cihetinde Öldüler Sevab Cihetinde Yaşıyolar,
Bizlerde İnşallah Öncelikle Kendi İmanımızı Daha Sonra Başkalarının İmanlarını Kurtarıp,
Hakiki Risale-i Nur Talebesi olmaya Hak Kazanırız,
Elhamdülillah Rabbimize..
Ey Rabbim! Benim günahımı, bilgisizliğimi, her işimde israfımı ve benden daha iyi bilmekte olduğun kusurlarımı mağfiret eyle! Ya Allah! Benim hatalarımı, kasdımla ve bilgisizliğimle işlediklerimi, şakalarımı mağfiret eyle! Bunların hepsi bende vardır. Ya Allah! Evvelden yaptığım, sonradan yapacağım; gizlediğim, açığa çıkardığım bütün günahlarımı Sen mağfiret eyle! Öne geçiren ancak Sensin, sonraya bırakan da ancak Sensin. Sen her şeye gücü yetensin!

http

Çevrimdışı Bad-ı Saba

  • *
  • İleti: 392
  • Karma: +8/-0
  • Şairler_de Mazur
Ynt: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« Yanıtla #4 : 11 Haziran 2008, 01:30:05 »
elhamdülillah Allah razı olsun...
Ruh-u beşer için en haLiS sürur ve KaLb-i inSan içiN eN sAfi seVinç o MuhabbetuLLah içindeki Lezzet-i ruhaniyedir...

Çevrimdışı hatice

  • *
  • İleti: 124
  • Karma: +1/-3
  • DÜNYA MADEM FANİ, ÖMÜR KISA, HEM YAPILACAK LÜZUMLU
Ynt: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« Yanıtla #5 : 28 Temmuz 2008, 23:38:23 »
      ::gul::::Bediüzzaman Said Nursî Kimdir?  ::gul::

Bediüzzaman Said Nursî, yüzyılımızın yetiştirdiği önde gelen İslâm mütefekkirlerinden biridir. 1876'da Bitlis'in Hizan kazâsına bağlı İsparit nâhiyesinin Nurs köyünde dünyaya gelmiş, 23 Mart 1960'da Şanlıurfa'da Hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Keskin zekâsı, hârikulâde hâfızası ve üstün kâbiliyetleriyle çok küçük yaşlardan itibâren dikkatleri üzerinde toplayan Said Nursî, normal şartlar altında yıllar süren klasik medrese eğitimini üç ay gibi kısa bir zamanda tamamlamıştır.Gençlik yıllarını alabildiğine haraketli bir tahsil hayatı ile değerlendirmiş; ilimdeki üstünlüğünü, devrinin ulemâsıyla çeşitli zeminlerde yaptığı münâzaralarda fiilen ispatlamıştır. Bu meziyetleriyle ilim çevresine kendisini kabul ettirerek, "Bediüzzaman" , yani "çağın eşsiz güzelliği" lâkabı ile anılmaya başlamıştır.

Said Nursî medrese eğitimiyle dini ilimlerde kazandığı ihtisası, çeşitli fenlerde yaptığı tetkiklerle tamamlamış; bu arada devrinin gazetelerini takip ederek ülkedeki ve dünyadaki gelişmelerle ilgilenmiştir. Diğer taraftan, doğup büyüdüğü şark topraklarının sıkıntı ve problemlerini bizzat yaşayarak gören Said Nursî, en zarurî ihtiyacın eğitim olduğu kanaatine varmış; bunun için de şarkta din ve fen ilimlerinin birlikte okutulacağı bir üniversite kurulmasını temin için yardım istemek maksadıyla 1907'de İstanbul'a gelmiştir. İstanbul'da da ilim dünyasına kendisini kısa sürede kabul ettiren Bediüzzaman, çeşitli gazetelerde yazdığı makalelerle, o günlerde Osmanlıyı ve İstanbul'u çalkalayan hürriyet ve meşrûtiyet tartışmalarına katılmış; meşrûtiyete İslam nâmına sahip çıkmıştır. 1909'da patlak veren 31 Mart Olayında yatıştırıcı bir rol oynamış; buna rağmen, haksız ithamlarla Sıkıyönetim Mahkemesine çıkarılmış, ancak beraat etmiştir. Bu hadiseden sonra İstanbul'dan ayrılarak şarka geri dönmüştür.

Birinci Dünya Savaşının patlak verdiği günlerde Van'da bulunan  Bediüzzaman, talebeleriyle birlikte gönüllü milis alayları teşkil ederek cepheye koşmuştur. Vatan müdâfaasında çok büyük hizmeti geçmiş; savaşta bir çok talebesi şehit olmuş; kendisi de Bitlis müdâfaası sırasında yaralanarak esir düşmüştür. Yaklaşık üç yıl Rusya'da esâret hayatı yaşadıktan sonra Varşova, Viyana ve Sofya yoluyla İstanbul'a dönmüştür.

İstanbul'da devlet ricalinin ve ilim çevrelerinin büyük teveccühüyle karşılanmış; Dârü'l-Hikmeti'l İslamiye âzâlığına tayin edilmiştir. Bu devrede, resmî vazifesinden aldığı maaşla kendi kitaplarını bastıran ve bunları parasız dağıtan Bediüzzaman, İstanbul'un işgâli sırasında neşrettiği Hutuvât-ı Sitte adlı broşürle büyük hizmet etmiş ve işgal kuvvetlerinin plânlarını bozmuştur. Kezâ, işgalcilerin baskısı altında verilen ve Anadolu'daki kuvâ-yı milliye hareketini "isyan" olarak vasıflandıran şeyhülislâm fetvasına karşı, mukabil bir fetva vererek millî kurtuluş hareketinin meşrûiyetini îlân etmiştir. Bu hizmetleri Anadolu'da kurulan Millet Meclisi'nin takdirini kazanmış ve Bediüzzaman bizzat Mustafa Kemal tarafından ısrarla Ankara'ya dâvet edilmiştir.

Bu mükerrer dâvetler neticesinde 1922 sonlarında Ankara'ya gelmiş ve Meclis'te resmî bir "hoşâmedî" merâsimiyle karşılanmıştır. Ankara'da kaldığı günlerde, yeni kurulan devlete hâkim olan kadronun dîne bakış tarzının menfî olduğunu görünce, on maddelik bir beyannâme hazırlayarak Meclis âzâlarına dağıtmıştır. Bu beyannâmede yeni inkılâbın mîmarlarını İslam şeâirine sahip çıkmaya çağırmış; akabinde Mustafa Kemal'le bir kaç görüşmesi olmuştur. Kendisine şark umumî vâizliği, milletvekilliği ve Diyanet âzâlığı teklif edilmiş; ancak Bediüzzaman bu teklifleri kabul etmeyerek Van'a dönmüştür.

O sıralarda çıkan Şeyh Said hâdisesiyle hiç bir ilgisi olmadığı, hattâ hâdise öncesinde kendisinden destek isteyen Şeyh Said'i bu niyetinden vazgeçirmeye çalıştığı halde, Bediüzzaman hâdise sonrasında, Van'da ikâmet ettiği uzlethanesinden alınarak Burdur'a, oradan da Isparta'nın Barla nâhiyesine götürülmüştür. Burada "mânevî cihad" hizmetini başlatmış, birbiri peşi sıra telif ettiği eserlerde îman esaslarını terennüm etmiştir. Bu eserler, îmanını tehlikede hisseden halkın büyük teveccüh ve rağbetine mazhar olmuş; elden ele dolaşarak hızla yayılmıştır. O devrede elle yazılarak çoğaltılan eserlerin toplam tirajı 600.000'i bulmuştur. Başlattığı hizmetin halka mal olması, devrin idârecilerini rahatsız ettiğinden 1935'te Eskişehir, 1943'de Afyon, 1952'de de İstanbul mahkemelerine çıkarılmıştır. Bunlardan netice alınamamış, ancak Bediüzzaman yine rahat bırakılmamış; Kastamonu'da, Emirdağ'da, Isparta'da sıkı tarassud ve takip altında yaşamaya mecbur bırakılmıştır.

Ömrünün son günlerine kadar keyfî muâmele ve eziyetlerden kurtulamayan Bediüzzaman, buna rağmen, îman hizmetini büyük bir kararlılıkla devam ettirmiş; o zor şartlar altında telif ettiği 6000 küsur sayfalık Risâle-i Nur Külliyatı'nı tamamlamaya ve yaymaya muvaffak olmuştur. Kur'ân'ı bu asrın idrâkine uygun ve ikna edici bir üslupla izah ve ispat eden ve vehbî olarak kaleme alınan bu eserler, onun çileli hayatını en güzel meyvesidir.

HER ŞEY ÇOK AMA ŞÜKÜR YOK

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 5984
  • Karma: +138/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« Yanıtla #6 : 30 Temmuz 2008, 20:04:07 »
 ::razi::

Çevrimdışı dıljan

  • *
  • İleti: 39
  • Karma: +0/-0
Ynt: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« Yanıtla #7 : 27 Haziran 2009, 12:30:57 »
 ::razi::

Çevrimdışı استانبول

  • *
  • İleti: 1599
  • Karma: +50/-4
Ynt: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« Yanıtla #8 : 28 Haziran 2009, 00:16:59 »
 ::razi::  ::cay::

Çevrimdışı خزائن خيالات

  • *
  • İleti: 1435
  • Karma: +11/-3
Ynt: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« Yanıtla #9 : 18 Temmuz 2009, 00:30:41 »
Allah-u Teâlâ kime o lütuf nûr’unu koymuşsa ona tabi olacak, kime koymamışsa olmayacak.

hakkıyla talebe olanlardan oluruz insallah...
YA İLAHİ...!

VARLIĞINI HİSSETTİR BANA.

LÜTFUNUN IŞIĞIYLA HOŞNUTLUĞUNUN YOLUNU GÖSTER BANA...

HİTABININ NEFHASIYLA YÜCE KATINA ÇIKAR BENİ....

Çevrimdışı مجاهد

  • *
  • İleti: 704
  • Karma: +14/-0
Ynt: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« Yanıtla #10 : 19 Temmuz 2009, 16:55:32 »
 ::razi::

Çevrimdışı چلبى

  • Mütalaacı
  • *
  • İleti: 351
  • Karma: +4/-0
Ynt: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« Yanıtla #11 : 22 Ağustos 2009, 18:44:34 »
“Bana ızdırab veren, yalnız İslâm’ın mâruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler hâriçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti. Korkarım ki, cemiyetin bünyesi buna dayanamaz. Çünkü düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kalesi tehlikededir. İşte benim ızdırabım, yegâne ızdırabım budur. Yoksa şahsımın mâruz kaldığı zahmet ve meşakkatleri düşünmeğe bile vaktim yoktur. Keşke bunun bin misli meşakkate mâruz kalsam da iman kalesinin istikbali selâmette olsa!”
Bedîüzzaman


 ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi:: ::razi::

rabbım bızlerı rısale_i nura talebe ..kuranı kerıme hızmetkar eylesın....
''Bu hayat ve bu dünya bizi kovmadan evvel ve “Haydi dışarıya!” demeden, biz kemâl-i izzetle, Allahaısmarladık deyip izzetimizle bu fâni zevklerimizi bırakmalıyız.'' (Emirdağ Lâhikası)

Çevrimdışı alemdar

  • *
  • İleti: 2
  • Karma: +0/-0
Ynt: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« Yanıtla #12 : 04 Eylül 2009, 16:22:35 »
Allah ondan ve   talebelerinden razı  olsun. ::razi::

Çevrimdışı hamza

  • *
  • İleti: 1
  • Karma: +0/-0
Ynt: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« Yanıtla #13 : 04 Kasım 2009, 15:07:08 »
 ::razi::

Çevrimdışı hafsa

  • *
  • İleti: 70
  • Karma: +0/-0
Ynt: Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir?
« Yanıtla #14 : 02 Mart 2010, 18:55:59 »
 ::razi:: üstad dan  ve  bizleri    has  talebe  eylesin............ :aminn:
SELAMET VE EMNİYET YALNIZ İSLAMİYET TE VE İMANDADIR.

Seo4Smf Tagleri:
 


Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri Kimdir? Konusuna Ait Benzer Konular

İslam Birliği ve Bediüzzaman Said Nursi
“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’ân’a) sımsıkı sarılın ve parçalanmayın.”Âl-i İmrân, 103Avrupa tarihi, din savaşları, mezhep sa... Devamı...

Gösterim: 307 - Yanıt: 2 - Başlatan:ملا خسرو
Bediüzzaman Said Nursi (RA) ve Süleyman Hilmi Tunahan (KS)
Süleyman efendinin bendelerinden  Arif Hikmet Köklü beyefendi 14.09.2001'de şu enteresan hatırayı anlatmışlardır; 'Bazı kimseler... Devamı...

Gösterim: 923 - Yanıt: 4 - Başlatan:ملا خسرو
Bediüzzaman Said Nursi (ra) ve Cemil Meriç
Cemil Meriç’e 1977’nin son aylarından 1980’e kadar Risale-i Nur okuyan arkadaşı Muhsin Demirel’den bu işi devralan araştırmacı-y... Devamı...

Gösterim: 532 - Yanıt: 1 - Başlatan:ملا خسرو
Bediüzzaman Said Nursi (RA) ve Şeyh-ul İslam Mustafa Sabri Efendi (RA)
Mustafa Akdedeoğlu anlatıyor:1952'de Kahire'de okuyordum. 1953'te Türkiye'ye geldim. O günlerde İstanbul'a gezmeye gittik. Mısır... Devamı...

Gösterim: 525 - Yanıt: 3 - Başlatan:ملا خسرو
Bediüzzaman Said Nursi (ra) ve Erzincanlı Dede Paşa Hazretleri
Erzincanlı Dede Paşa Hazretleri(V:1973)Dede Paşa Hazretleri, Bediüzzaman Hazretleri için de ‘’Benim sultanım ne anlatayım, o kad... Devamı...

Gösterim: 967 - Yanıt: 1 - Başlatan:كنج مسلمان